Vaat Etmek: Bir Psikolojik Derinlik Analizi Vaat etmek… Sadece kelimelerden ibaret bir eylem mi, yoksa insan ruhunun derinliklerinden yükselen bir güven, bir beklenti ve bazen de bir korku mu? Bir psikolog olarak, insanların vaat verme ve alma davranışlarını inceledikçe, bu basit görünen eylemin altında yatan psikolojik dinamiklerin büyüklüğünü her zaman daha derinden hissediyorum. Her birey, bir vaatte bulunurken farklı bir duygu durumunda olabilir: güven, endişe, arzu, ya da belki de korku. Ancak vaadin nasıl algılandığı ve nasıl yazıldığı da en az duygusal durum kadar önemlidir. TDK’ye göre “vaat etmek” kelimesi, birine söz verme anlamına gelir. Fakat bu söz, yalnızca kelimelerle…
Yorum BırakŞık Tasarım Rehberi Yazılar
Paçuli Yağı Nasıl Yapılır? Tarihin Kokusunda Bir Dönüşümün İzleri Bir tarihçi olarak geçmişe bakarken, yalnızca olayları değil, kokuları da duymak isterim. Çünkü koku, zamanın en kalıcı tanığıdır. İnsan belleği çoğu zaman bir koku molekülünün peşinde yüzyıllar öncesine yolculuk eder. Paçuli yağı da böyle bir bellektir — doğunun baharat yollarından batının parfüm laboratuvarlarına uzanan, değişimin kokusunu taşıyan bir hikâye. Paçulinin Kökeni: Uzakdoğu’dan Avrupa’ya Uzanan Bir Serüven Paçuli bitkisi (Pogostemon cablin), Güneydoğu Asya’nın nemli topraklarında doğmuştur. Hindistan, Endonezya ve Filipinler, onun ilk vatanıdır. 18. yüzyılda Avrupa’nın ticaret gemileri Doğu’nun baharatlarını, ipeklerini ve egzotik bitkilerini taşırken paçuli kokusu da yavaş yavaş kıtanın burjuva…
Yorum BırakKalsiyum Klorür ile Kalsiyum Klorür Aynı mı? | Bilimsel Bir Yanılgının Komik Hikayesi Bir gün sosyal medyada biri “Kalsiyum klorür ile kalsiyum klorür aynı mı?” diye sormuş. İlk tepkim şu oldu: “Nasıl yani? Aynı kelimeleri iki kere yazmışsın dostum!” Ama sonra düşündüm… Belki de mesele göründüğü kadar basit değildir. Kim bilir, belki de kimya bile bazen karmaşık ilişkiler yaşar! — İsim Aynı, Ama Kalp Farklı mı? Evet, kağıt üzerinde kalsiyum klorür = CaCl₂. Ama işte mesele tam da burada başlıyor: Her CaCl₂, “aynı ruh hâlinde” değildir! Nasıl ki iki insan aynı adı taşıyabilir ama biri sabah kahvesiz konuşmazken diğeri güne…
Yorum BırakGüdüm Sistemi Nasıl Çalışır? Psikolojik Bir Mercekten İçsel Yönelim Bir Psikoloğun Merakıyla Başlayan Yolculuk İnsan davranışlarının ardındaki görünmez mekanizmaları anlamak isteyen bir psikolog olarak, “güdüm sistemi” denildiğinde aklıma yalnızca bir füze ya da robotik düzenek gelmez. Aksine, insanın kendi içsel yönelimlerini belirleyen, hedeflerine ulaşmasını sağlayan ve davranışlarını şekillendiren derin bir psikolojik sistem gelir. Tıpkı bir roketin hedefe kilitlenmesi gibi, insan zihni de kendi içsel hedeflerine yönelir. Peki bu sistem nasıl işler? Ve neden bazen hedefimizi şaşırırız? Bilişsel Psikoloji Perspektifinden Güdüm: Düşüncenin Navigasyonu Bilişsel psikoloji, insan zihnini bir düşünce makinesi olarak görür. Güdüm sistemimiz burada, bilinçli ve bilinçdışı süreçlerin etkileşimiyle devreye…
8 YorumGözünü Açık Tutmak Ne Demek? Bilincin, Ahlakın ve Varoluşun Felsefi Yolculuğu Giriş: Filozofun Bakışıyla Görmek Bir filozof için görmek, yalnızca retinanın ışığı algılaması değildir; varlığı idrak etmenin bir biçimidir. “Gözünü açık tutmak” deyimi, bu açıdan bakıldığında bir uyanıklık çağrısıdır. Ancak bu uyanıklık, gündelik dikkat değil; farkındalıkla yaşamanın sorumluluğudur. Bu yazıda bu deyimi yalnızca dilsel değil, etik, epistemolojik (bilgi felsefesi) ve ontolojik (varlık felsefesi) boyutlarıyla tartışacağız. Çünkü “gözünü açık tutmak” hem nasıl bilineceğini, hem nasıl yaşanacağını, hem de nasıl var olunacağını sorgulayan bir ifadedir. Etik Perspektif: Uyanıklık ve Ahlaki Duruş Etik açıdan “gözünü açık tutmak”, insanın kendi davranışlarını ve çevresini sürekli…
Yorum BırakGöz Nasıl Algılar? Görmenin Tarihsel ve Toplumsal Serüveni Bir Tarihçinin Samimi Girişi Bir tarihçi olarak sık sık şu soruyu düşünürüm: İnsan, görmeyi ne zaman öğrendi? Elbette doğduğumuz andan itibaren gözlerimiz açık; fakat görmek, yalnızca bir biyolojik işlev değil, tarih boyunca şekillenmiş bir anlamlandırma biçimidir. “Göz nasıl algılar?” sorusu, yalnızca bir fizyolojik süreci anlatmaz; aynı zamanda insanın dünyayı, kendini ve diğerlerini algılama biçimini de açığa çıkarır. Görmenin tarihi, aynı zamanda bilginin, inancın ve bilincin tarihidir. Antik Dönem: Görmenin Felsefi Başlangıcı Antik çağlarda insanlar, gözün nasıl gördüğünü anlamaya çalışırken aynı zamanda “gerçeği” de sorguluyordu. Platon’a göre göz, içinden ışık saçan bir kaynaktı;…
Yorum BırakGörme Olayı Nerede Oluşur? Toplumsal Yapılar ve Bireysel Algının Sosyolojik Analizi Giriş: Gözün Değil, Zihnin Gördüğü Dünya Bir sosyolog olarak insanların dünyayı nasıl “gördüğünü” uzun süredir merak ederim. Çünkü görme, yalnızca fiziksel bir olay değildir; toplumsal ilişkiler, kültürel kodlar ve güç dengeleriyle örülmüş bir algı biçimidir. Her birey aynı manzaraya baktığında farklı şeyler görür; kimisi fırsat, kimisi tehdit, kimisi ise görünmez bir sınır algılar. Bu nedenle “görme olayı nerede oluşur?” sorusu, biyolojik bir süreçten ziyade sosyolojik bir araştırmanın kapısını aralar. Toplumsal Normların Görme Üzerindeki Etkisi Toplum, bireylerin neyi görüp neyi görmemesi gerektiğini açıkça olmasa da öğretir. Kültürel normlar, görme eylemini…
Yorum BırakGörümcelik Yapmak Ne Demek? İnsan Davranışının Psikolojik Katmanlarına Yolculuk Bir psikolog olarak, günlük dilde sıkça kullandığımız bazı ifadelerin aslında insan ruhunun derinlerine dokunduğunu gözlemlemek büyüleyicidir. “Görümcelik yapmak” bunlardan biridir. Yalnızca bir akrabalık rolünü değil, aynı zamanda ilişkilerdeki güç dengelerini, duygusal sınırları ve toplumsal rollerin bilinçdışı izlerini taşır. Bu yazıda, görümcelik kavramını bilişsel, duygusal ve sosyal psikoloji perspektiflerinden ele alarak, insan davranışlarının görünmeyen yönlerini anlamaya çalışacağız. Görümcelik Yapmak Ne Demek? Kavramın Psikolojik Arka Planı Türk kültüründe “görümce” kelimesi genellikle bir erkek kardeşin eşine (yani yengeye) karşı korumacı ya da müdahaleci tutumları çağrıştırır. “Görümcelik yapmak” ifadesi ise, çoğu zaman aşırı ilgi, kıskançlık…
Yorum BırakHemeroloji Ne Demek? Kavramı Tartışmaya Açan Bir Yolculuk “Hemeroloji ne demek?” sorusuna tek bir tanım yetmiyor; çünkü mesele yalnızca “takvim bilimi” değil, aynı zamanda hangi günlerin “uğurlu/uygun” sayıldığına dair kültürel hafızanın nasıl kurulduğu. Farklı bakış açılarını duymayı seven biri olarak; veriye yaslanan analizlerle, toplumsal etkileri odağa alan yorumları aynı masaya koymak istiyorum. Gelin, birlikte tartışalım—çünkü bu konu, sadece tarihin değil, bugünün de aynası. Hemeroloji, kökeninde “gün” (heméra) ve “bilim/söz” (-loji) bileşenleriyle, takvimleri ve belirli günlerin uğurluluğunu/uygunluğunu konu eder; bugünse kültür tarihi, din-bilim ilişkileri ve karar psikolojisi arasında dolaşan tartışmalı bir alan olarak karşımıza çıkar. Hemeroloji Ne Demek? Kısa ve Çerçeveli…
Yorum BırakFelsefede Hikmet Ne Demek? Kelimelerin Derinliğinde Bir Edebî Yolculuk Bazı kelimeler vardır ki, zamanın tozunu üzerinden silip her çağda yeniden doğar. Hikmet de bunlardan biridir. Bir edebiyatçı olarak, kelimelerin sadece anlam değil, ruh taşıdığına inanırım. Hikmet kelimesi de ruhu olan sözcüklerin en derinlerindendir. Her çağda, her metinde, her dilde yeniden şekillenir; bazen bir bilgenin ağzında, bazen bir şairin dizelerinde yankılanır. Edebiyatın büyüsüyle felsefenin sessiz derinliği birleştiğinde, hikmet bir düşünce değil; bir sezgi, bir iç görü haline gelir. Çünkü hikmet, bilginin ötesinde bir idrak biçimidir. Felsefede Hikmet Ne Anlama Gelir? Felsefe tarihinde hikmet kelimesi, bilgelik ve derin anlayış anlamına gelir. Yunanca…
Yorum Bırak