İçeriğe geç

Silgi isim mi fiil mi ?

Silgi İsim Mi Fiil Mi?

Bazen hayatta, küçük ama bir o kadar derin soruların peşinden gitmek gerekir. İşte “Silgi isim mi fiil mi?” sorusu da tam öyle bir şey. Ne kadar basit görünüyor, değil mi? Ama içindeki anlam, insanın ruhunu sımsıkı sarıyor. Eğer bir gün bu soruyu bir köşe başında oturan birine sorsaydım, belki de hiçbir şey anlamazdı. Ama ben, Kayseri’nin sokaklarında bir yürüyüş yaparken, işte bu soruyu düşünmeye başladım. O kadar derinlemesine düşündüm ki, bir süre sonra kendimi bambaşka bir hikayenin içinde buldum.

Silgiyle Tanışmam

İlk silgimi hatırlıyorum. Çok fazla yazı yazdığım için, hep yanımda taşırdım. Okul sıralarında, defterin sayfalarında, ders kitabımın kenarlarında hep hatalar vardı. Hatalarım da silgimle kaybolurdu. İlkokuldayken, yazı yazarken ki o heyecanımı düşünün. Yaşım 8 veya 9 falandı. Elimde silgiyi sımsıkı tutardım, en ufak bir hata yapmamak için. Silgim, o zamanlar bana bir kurtuluş gibi görünürdü. Her hata silgiyle kaybolur, her yanlış bir düzeltme ile telafi edilirdi. Bunu bilirdim. Ama zamanla silginin, sadece hataları silmekle kalmadığını, aynı zamanda duyguları da silmeye başladığını fark ettim.

Hikayemi de biraz buna benzetiyorum. Hayatımda da bazen silgiyi fazlasıyla kullanmak istedim. Hatalarımı, yanlışlarımı, duygusal çöküşlerimi silmek… Bu isteğim, büyüdükçe biraz daha kuvvetlendi. Her şeyin ne kadar düz ve kusursuz olmasını isterdim. Hayatımda bazı anları silmek, bazı insanları yok saymak istedim. Ama o silgiyi kullanmanın ne kadar kolay olduğunu unuturken, bir hata yapmanın ne kadar zor olduğunu fark ettim.

Bir Anı, Bir Hata, Bir Silgi

Geçen kış, bir arkadaşımın doğum günündeki o anı hatırlıyorum. Her şey çok sıradan başlamıştı. Bir grup arkadaş, küçük bir mekanda toplanmış, birbirimize gülümsüyor, sohbet ediyorduk. Herkes gibi ben de bir bardak kahve alıp, köşedeki sandalyeye oturdum. Ama içimde bir boşluk vardı. O gün doğum gününü kutladığımız arkadaşım, yıllardır tanıdığım biri olsa da, son zamanlarda aramızda bir mesafe oluşmuştu. Bu mesafe, bazen sadece birkaç kelimelik sessizliğe dönüşüyordu, bazen de gözlerimdeki hüsrana.

İlk başta fark etmedim. Konuşmalar devam ederken bir şey oldu. Birden göz göze geldik. Onunla yıllarca konuşmuş, gülüp eğlenmiştik, ama o an, bana bir yabancı gibi bakıyordu. Tam o anda kalbimde bir şey kırıldı. Sanki bir anlık bir yanlış anlaşılma vardı ve her şey kayboluyordu. Ama ne yapabilirim ki? Silgim yoktu. Anın içinde kaybolan o hissi silmek, yok etmek istedim ama başaramadım. Bu durum, bir hata gibi geldi. O anı silmek, bu duyguyu yok etmek istedim. Ama ne kadar uğraşsam da o hatayı silmem mümkün olmadı. Geriye sadece bir boşluk kaldı.

Silgi: İsim Mi Fiil Mi?

Silginin her zaman sadece bir nesne olmadığını fark ettiğimde, kelimenin de aslında bir fiil olarak anlam kazandığını düşündüm. Silmek, sadece bir şeyin varlığını ortadan kaldırmak değilmiş. Aynı zamanda o şeyin arkasındaki duyguları da yok etmekti. Bu anı, o anki hislerimi ve sonra yaşadığım hayal kırıklığını silmek istedim. Ama o kadar kolay mıydı gerçekten?

Bazen hayat, silginin işi gibi görünse de, aslında her silgiyle silinen şeyin yerine bir iz bırakır. Bir duygunun silinmesi, başka bir duyguyu getirir. Geçen gün Kayseri’de yürürken, o silgiye dair düşündüklerimi yine aklıma getirdim. Gözlerim, sokaklardaki kalabalığı aradı. Birçok yüz, birçok hikaye vardı. Ama her geçen saniyede, birçoğunun yüzünde silinmiş, kaybolmuş bir iz vardı. Onlar da hayatlarında bir anı silmek istemişlerdi, belki de. Bunu gözlemlemek çok garipti, ama bir şekilde insan bu silgiyi sadece dışarıda değil, kendi içinde de kullanmak zorunda kalıyor. Hatalar, kırık dökük anılar… Her şey birbirine karışıyordu.

Silgiler ve Hayal Kırıklığı

O gün, o doğum gününde aramızdaki soğukluğu tam olarak silmemiş olsam da, silmek istediğim şeylerin ne kadar gerçekçi olmadığını fark ettim. Birçok insan gibi ben de geçmişin üzerine silgi çekmeyi, eski hataları silmeyi istemiştim. Ama zamanla öğrendim ki, bir hatayı silmek, o hatayı hiç yaşamamış olmanıza yol açmaz. Silgi, sadece bir anı siler ama silinen anı geri getiremezsiniz.

Geçen hafta, bu düşünceler içinde kaybolmuşken bir başka hatayla karşılaştım. Yine, biraz düşüncesizce söylediklerim yüzünden bir arkadaşım kırıldı. O an, yine silgiye sarılmak istedim. Kendisini arayıp, “Söylediklerimi silmek istiyorum, seni kırmak istemedim” dedim. Ama bir silgiyle bir arkadaşlığı, bir ilişkideki o kırılmayı düzeltemezsiniz. Sözler bir kez çıkmışsa, silgiyle geri alınmaz. Hataların ardından büyürsünüz, silgiyle değil. Her seferinde aynı soruyu sordum: Silgi isim mi, fiil mi? Bir kelimeyle, bir hatayı ne kadar silebiliriz ki?

Sonuç: Silgi, Gerçekten Ne?

İçimdeki tüm duyguları silmek, her hatamı unutmak istedim. Ama silgi, bana aslında daha farklı bir şey anlatıyordu. Silgi sadece hataları silmek değil, aynı zamanda onlardan ders almak, hatalarla büyümekti. Hayat bir hatadan ibaret değil, ama her hata, büyümek için bir fırsat. Silgi, aslında istenmeyen her şeyi silip atmak değil; içindeki hatalardan, kırıklardan, duygulardan ders almak demekti. Silgi, ne isim ne fiil, hayatın içinde var olan bir süreçti.

Bundan sonra, silgiye baktığımda onu sadece bir hata silme aracı olarak görmeyeceğim. Silgi, aslında bir şeyin silinmesinden çok, ona bakış açımızın değiştiğini simgeliyor. Hatalar, yanlışlar ve kırıklıklar… Hepsi bir silginin ardında, hayatta silinmesi gereken değil, unutulması gereken şeylerdi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort bonus veren siteler
Sitemap
vdcasino giriş