Ketencidizayn ekibi olarak “Hyper Hypo çamaşır suyu boykot ediliyor mu” hakkındaki bu içeriğin sizler için değerli olduğunu umuyoruz. Görüşmek üzere!
Hyper Hypo çamaşır suyu boykot ediliyor mu? Bu soru nereden çıktı?
“Hyper Hypo çamaşır suyu boykot ediliyor mu” hakkında araştırma yapanlar için hazırlanan bu içerikte önemli noktalara değineceğiz.
İzmir’de yaz akşamları ayrı bir kafa yaşanır. Bir yandan denizden gelen hafif esinti, bir yandan sokakta “abi şu deterjanı aldın mı?” muhabbeti… Geçen gün arkadaşla markette raflara bakarken bir anda şu cümle çıktı ağzından:
“Hyper Hypo çamaşır suyu boykot ediliyor mu ya?”
Ben de refleks olarak durdum. Elimde poşet, gözüm rafta, beynim bir saniyeliğine mavi ekran verdi. Çünkü bazı sorular vardır ya, ne tam ciddidir ne tam şaka… ama yine de insanı içine çeker. İşte bu da öyleydi.
Şimdi dürüst olayım: Bu konuyu ilk duyduğumda “yine mi yeni bir sosyal medya dedikodusu?” diye düşündüm. Ama sonra fark ettim ki mesele sadece bir temizlik ürünü değil, bizim gündelik paranoyalarımızın da küçük bir yansıması.
Market rafında başlayan varoluşsal kriz
Market alışverişi bence modern çağın küçük felsefe dersleri gibi. Şampuan reyonunda hayatı sorguluyorsun, deterjan reyonunda ekonomi profesörü oluyorsun.
Hyper Hypo çamaşır suyu rafına bakarken arkadaşımın yüzünde ciddi bir ifade vardı:
“Bunu alırsak iptal kültürüne mi giriyoruz?”
Dedim ki: “Kanka biz çamaşır suyu alıyoruz, Nobel Barış Ödülü başvurusu yapmıyoruz.”
Ama işte sosyal medya öyle bir yer ki, bir ürünün adı bile bazen dev bir tartışmanın içine düşebiliyor. O yüzden insanlar doğal olarak soruyor: Hyper Hypo çamaşır suyu boykot ediliyor mu?
Bu soru bazen ciddi bir araştırma gibi geliyor, bazen de gece 2’de yazılmış bir tweet gibi.
Boykot kelimesi neden bu kadar hızlı büyüyor?
İçimden sürekli şu geçiyor: “Biz ne ara her şeyi boykot listesine ekleyen bir topluma dönüştük?”
Bir ürün çıkıyor → biri bir şey söylüyor → sosyal medya büyütüyor → ertesi gün herkes Google’a “Hyper Hypo çamaşır suyu boykot ediliyor mu?” yazıyor.
Ben de yazdım tabii… inkâr etmeyeceğim. Çünkü insan merak ediyor. Ama merak ederken de içten içe şunu düşünüyor:
“Acaba ben bir şey kaçırdım da haberim mi yok?”
Bu his çok tanıdık. Özellikle İzmir gibi hem rahat hem de dedikodunun hızlı yayıldığı bir şehirde yaşıyorsan.
Arkadaş ortamı analiz masası: çamaşır suyu versiyonu
Bir akşam arkadaşlarla oturuyoruz. Masa dolu: çay, çekirdek, telefonlar… konu bir şekilde Hyper Hypo’ya geldi.
Bir arkadaş dedi ki:
“Ben duydum, boykot varmış.”
Diğeri hemen atladı:
“Kim boykot ediyor? Kim başlatmış?”
Üçüncüsü telefonuna sarıldı:
“Bakıyorum şimdi, Twitter ne diyor…”
Ben de sessizce çekirdeğimi kırarken iç sesim şunu söylüyordu:
“Biz ciddi ciddi çamaşır suyunu tartışıyoruz şu an… hayat nereye gidiyor?”
Ama işin garip tarafı şu: Kimse kesin bir şey bilmiyor ama herkes çok emin konuşuyor.
Günlük hayatın içinde büyüyen küçük söylentiler
Sabah işe giderken dolmuşta bile kulağıma benzer bir şey geldi. İki kişi konuşuyor:
“Hyper Hypo mu ne, onu artık almıyormuş millet.”
Ben de içimden: “Millet kim?” diye sordum.
Çünkü bu tür söylemlerde hep gizemli bir “millet” vardır. Ne yapar, nerede yaşar, hangi markete gider belli değildir ama her şeyi bilir.
İşte bu yüzden Hyper Hypo çamaşır suyu boykot ediliyor mu? sorusu sadece bir ürün meselesi değil, aynı zamanda bilgi kirliliğinin küçük bir örneği gibi duruyor.
Temizlik ürünü üzerinden sosyal medya psikolojisi
Biraz düşününce şunu fark ettim: Biz artık ürünleri sadece ürün olarak görmüyoruz.
Bir çamaşır suyu bile bazen bir “tutum”, bir “taraf”, hatta bir “duruş” haline gelebiliyor.
Arkadaşımın dediği gibi:
“Abi ben sadece klozet temizleyeceğim, dünya barışı ilan etmeyeceğim.”
Ama işte sosyal medya mantığı bunu bile büyütebiliyor.
Bir video → bir yorum → bir caps → ve sonunda Google’da aranan o cümle:
Hyper Hypo çamaşır suyu boykot ediliyor mu?
Benzer Bir Yazı: Hurma sirkesinin faydaları nelerdir ?
Kendi içimde yaptığım abartılı senaryolar
Bazen abartmayı seviyorum, kabul ediyorum. Marketten eve dönerken düşündüm:
“Ya yarın herkes bu ürünü almamaya başlarsa?”
Sonra kendime güldüm.
“Kanka sen İzmir’de yaşıyorsun, dünya senin deterjan seçimine göre şekillenmiyor.”
Ama insan zihni böyle çalışıyor işte. Küçük bir bilgi kırıntısını alıp dev bir senaryo yazabiliyor.
Gerçeklik ile dedikodu arasındaki ince çizgi
En komik taraf şu: Kimse net bir kaynak göstermiyor ama konu çok ciddi konuşuluyor.
Birisi diyor ki:
“Ben duydum.”
Diğeri:
“Instagram’da gördüm.”
Bir başkası:
“Kuzenimin arkadaşının komşusu söylemiş.”
Ve böylece bilgi, adım adım efsaneye dönüşüyor.
Bu yüzden insanlar tekrar tekrar arıyor: Hyper Hypo çamaşır suyu boykot ediliyor mu?
Çünkü herkes net bir cevap istiyor ama kimse net bir kaynak sunmuyor.
Bir İzmir akşamında gelen farkındalık
Gece eve döndüğümde balkona çıktım. Karşıda hafif bir rüzgâr, sokaktan geçen insanlar… bir an düşündüm:
“Biz neden bu kadar küçük şeyleri büyütüyoruz?”
Belki de boşluk sevmiyoruz. Belki de konuşacak şey bulamadığımızda en sıradan ürün bile gündem olabiliyor.
Hyper Hypo çamaşır suyu meselesi bana şunu hatırlattı: Bazen konu ürün değil, bizim zihnimiz.
Arkadaş grubunun final kararı (tabii ki net değil)
Ertesi gün aynı ekip tekrar toplandı. Konu yine açıldı.
Bir arkadaş dedi ki:
“Ben kullanmaya devam ediyorum.”
Diğeri:
“Ben biraz ara verdim.”
Ben:
“Ben zaten deterjanı doğru dozda koyamıyorum, önce onu çözelim.”
Herkes güldü. Ama kimse gerçekten net bir sonuca varmadı.
Asıl mesele ne olabilir?
Belki de mesele Hyper Hypo değil. Belki mesele bizim bilgiyle olan ilişkimiz.
Bir şey duyuyoruz, hemen etiketliyoruz, hemen bir taraf seçiyoruz.
Oysa çoğu zaman cevap çok daha basit: “Böyle bir durum yok ya da net bir bilgi yok.”
Ama bunu kabul etmek, dedikoduyu paylaşmaktan daha sıkıcı geliyor.
Son düşünce: Bir çamaşır suyu bizi nereye götürdü?
Şu an geriye dönüp bakınca gülüyorum. Bir çamaşır suyu markası üzerinden bu kadar düşünmek bile absürt.
Ama hayat zaten biraz böyle değil mi?
Bazen en küçük şeyler en büyük sohbetleri başlatıyor.
Ve bir sonraki market alışverişinde eminim yine aynı reyonun önünde durup şunu düşüneceğim:
“Hyper Hypo çamaşır suyu boykot ediliyor mu yoksa biz mi fazla abartıyoruz?”